Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, kahverengi kokarca tehlikesine dikkat çekerek “Bu böceğe önlem alınmazsa üç sene sonra Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu bölgesinde fındık alanlarında fındık para etmeyecek. Yani üreticimiz fındığını satamayacak. Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş. Fakat asıl zarar 2024 yılında başlayacak ve böceğin bitkilerdeki zararını göreceğiz” dedi.
Ziraat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “Kahverengi Kokarca hakkında her şey ve son durum” konulu panel Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde yapıldı. Panelde söz alan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, Kahverengi kokarcaya karşı hazırlıklı olmamamız gerektiğine dikkat çekti. Pehlevan “Halyomorpha halys (Kahverengi Kokarca), hem doğal hem de tarımsal ekosistemler üzerinde çok sayıda olumsuz etkiye neden olmakta, ciddi ekonomik kayıplara ve olumsuz çevresel etkilere yol açmaktadır. Aynı zamanda yaşam alanlarımıza girerek yaşam kalitemizi etkilemektedir. Bölgenin ve ülkemizin korkulu rüyası olmasını istemiyorsak önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkarabilecek olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmalıyız. Mücadelesi çok kolay olmayan fakat her ne pahasına olursa olsun bu zararlıların mutlaka ve mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Bir an önce eylem planının hazırlanarak mücadele yöntem ve stratejileri belirlenmeli. Mücadele sadece kullanılacak tek bir metot ile değil, birden fazla mücadele yönteminin birlikte kullanılması ile başarılı olabilir. Yapılacak bireysel mücadeleler yerine toplu olarak mücadelenin teşvik edilmedi gerekmektedir. Üniversiteler, Araştırma kuruluşları, Kamu, STK, Çiftçi örgütleri, çiftçiler ve hatta toplumun her bireyi bu sistemin içerisinde olmalıdır. Kahverengi Kokarca Böceği ile mücadelenin Milli sorumluluk olduğunu, sadece Trabzon’un değil bütün Ülke kurum ve kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri olarak bu böcekle hep birlikte hızlı ve etkin bir şekilde mücadele ederek diğer bölgelere yayılmasının engellenmesi gerekir. Kısaca böceğin bütün ağaçlar yaşam alanı olduğuna göre bu böcekle mücadele etmenin ne denli zor hatta imkansız olacağı ortada. Üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir konu. Düşünmek bile istemiyorum, aksi bir durumda arzu etmesek te sivrisineklerle nasıl ki yaşam alanlarımızı paylaşıyorsak bu böcekle de maalesef yaşam alanlarımızı paylaşmak zorunda kalabiliriz” diye konuştu.
“Dünya literatüründe ismi ‘baş belası böcek’ olarak geçiyor”
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, böceğin dünya literatüründe isminin baş belası böcek olarak geçtiğini ifade ederek “Bu zararlı böcek baş belası bir böcek. Zaten dünyanın bütün literatürlerinde bunu kahverengi kokarca olarak bahsederken ‘baş belası böcek’ olarak ifade ediliyor. Gereçse de şu; yemediği suyunu emmediği bitki yok. Sadece reçineli bitkiler hariç yeryüzündeki bütün bitkilerin öz sularını emerek beraber zarar veriyor. Ama fındıktaki en büyük tehlike şu; fındığın suyunu emme esnasında salgılamış olduğu bir madde fındığı acılaşmasına neden oluyor. Randıman düşüklüğünden ziyade fındıktaki bu acılaşma fındığın kullanım değerlerini ortadan kaldırıyor ve fındık sadece fındık yağı olarak kullanılabiliyor. Buradaki mücadele vatandaşa bırakılacak kadar kolay bir konu değil. Dolayısıyla vurgulamak istediğimiz konuda eylem planında çiftçiyi de bu mücadeleye katacak projeler üretmek. Örnek verecek olursak tuzağın benden kampanyasıyla beraber bunu yakalayacak olan tuzakları çiftçiye verilebilir çiftçi bu tuzaklarla beraber bu böcekleri yakalayabilir. İlacın benden kampanyasıyla beraber özellikle buna karşı atılacak olan ilaçları bir şekilde Tarım Bakanlığı kendi bünyesinde düzenleyip bir sınırlama koymalı. Yoksa ilaçlı mücadelede çözüm değil. Çünkü Doğu Karadeniz Bölgesinin yapı itibariyle atılan ilaçların denize ulaşması çok kolay. Bir de bölgede arıcılıkta söz konusu. Buna ilave olarakta birçok canlının doğal düşmanı da alanda mevcut bunlarında ölümüne neden olabiliriz. Buna karşı birden fazla mücadele yöntemlerinin aynı anda ve seferberlik olarak kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Önlem alınmazsa fındık para etmeyecek”
Böcekle ilgili önlem alınmadığı takdirde fındığın para etmeyeceğine dikkat çeken Göktürk, “Bu böcek üç sene sonra eğer önlem alınmazsa Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu bölgesinde fındık alanlarında fındık para etmeyecek. Yani üreticimiz fındığını satamayacak. Şayet bu böcekle beraber mümkün olduğu kadar erken bir zamanda ve uygun olan yöntemlerle mücadeleye başlamak zorundayız. Şu anda böceğimiz kışlak dediğimiz kışı geçirdiği yerlerden havaların ısınmasıyla beraber çıktı artık yavaş yavaş yeşil alanlara doğru geldi. Öncelikle meyve bahçelerinin içerisinde henüz meyve olmadığı için yabancı otların sularını emiyor zaman ilerleyince şuan fındığa yeni yeni gitmeye başladı. Fındık için erken fındık nohut büyüklüğüne ulaştığı zaman artık fındığa zarar vermeye başlayacak. Doğu Karadeniz Bölgesinde özellikle Artvin, Rize, Trabzon bölgesinde bitki çeşitliliği çok fazla olduğu için henüz tam olarak fındıkta zararını hissetmedik. Fakat son dönemlerde özellikle Giresun’da ve Ordu’da popülasyon yoğunluğu çok fazla bir duruma eriştiği için 2023 yılındaki popülasyonun çok olması 2024 yılında bu böceğin artık gerçekten fındığa zarar vereceği anlamına geliyor. Ama biz fındıktaki zararını fındık nohut büyüklüğüne ulaştığı zaman göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Vatandaş şuan sadece psikolojik zararını gördü, ekonomik zararını yeni görecek”
“Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş” diyen Göktürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Böceğin tarihine bakacak olursak 2018 yıllarında Artvin bölgesinden uçarak doğal yollarla yani her hangi bir taşınma ile değil böcek giriş yaptı. Şu anda Artvin’den 2018 yılında girdikten sonra da kendi imkanlarıyla beraber yılda 70-80 kilometrelik mesafeyi uçarak oradan Rize’ye, Rize’den Trabzon’a, Trabzon’dan Giresun’a, Ordu’ya, Samsun’a aynı şekilde şu anda böcek Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunmadığı il yok diyebiliriz. Kastamonu, Sinop o bölgeden de devam ederek şuan Marmara bölgesinde bile bu böceği görmemiz mümkün. Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş. Fakat asıl zarar 2024 yılında başlayacak ve böceğin bitkilerdeki zararını göreceğiz.” – TRABZON
]]>NİSANUR YILDIRIM
(ANKARA) – Merkez Bankası (MB), Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan hissedar Hasan İstemil, Merkez Bankası’nın enflasyonun hakkından gelemediğini, her gün başkan değiştiğini belirterek, “Bütün sorumluluk Merkez Bankası’na yüklenmiştir oysaki esas görevini yapmayan bakanlıklardır. Birinci derecede sorumlu olarak hükümeti ve bakanlıkları kabul ediyorum” diye konuştu. İstemil, Merkez Bankası’nın 818,2 milyar TL’lik zararına değinerek, “TCMB, 10 yılda bu zararı ancak kapatabilir” dedi. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Merkez Bankası’nın geçen yıl için açıkladğı 818 milyar liralık zarara ilişkin olarak, “Faiz artırma döngüsüne giren ülkelerde Merkez Bankaları zarar edebilirler. Zarar etmiş olmanın Merkez Bankası’nın faaliyetine engel teşkil etmeyecek olmasıdır. Bizim bilançomuzda yer alan sermaye kaleminde sembolik bir tutardır” dedi.
Merkez Bankası 92. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurulu, Başkan Fatih Karahan başkanlığında Ankara’da toplandı. Genel Kurul’a; Başkan Yardımcıları Hatice Karahan, Cevdet Akçay ve TCMB hissedarları katıldı. Açılış konuşmasını yapan Karahan’ın ardından hissedarlar da söz aldı.
TCMB’nin D sınıfı hissedarlarından Hasan İstemil, Merkez Bankası’nın 818,2 milyar TL’lik zararını, ancak 10 yılda kapatabileceğini vurgulayarak, ekonomi politikalarında ve enflasyonda esas sorumlunun hükümet, Hazine ve Maliye Bakanlığı olduğunu belirtti.
“MERKEZ BANKASI ZARARI DENETLEME KURULLARI TARAFINDAN YAZILMAMIŞ”
TCMB’nin zarar ettiğini fakat bunun denetleme raporuna yansıtılmadığını söyleyen İstemil raporu, “Denetleme raporuna göre Merkez Bankası 815 milyar zarar etmiştir. Banka faaliyet raporu açıkça ‘Bir zarar var’ diyor fakat denetleme kurulları bu zararı yazmamıştır. Yazılabilir olması kanaatindeyim. Ayrıca bu zarar 2018-2019-2020 ve 2022’nin son karı 93 milyondur. Bu karların ortalamasını alırsak Merkez Bankası bundan sonra her yıl kar yapsa bile 10 yılda bu zararı ancak kapatabilir” sözleriyle eleştirdi.
Faaliyet raporunda, “gıda ve alkolsüz içecekler grubunun, enerji, hizmet, temel mal fiyatlarının enflasyonu yükselttiğinin kaydedildiğine” işaret eden Hasan İstemil,”Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamakla ilgili ‘enflasyonun sebebi gıdadır, enerjidir, temel fiyatlardır’ diyor. O zaman Merkez Bankası para politikaları araçları ile bunların hakkından gelemiyor demektir” diye konuştu.
“GÖREVİNİ YAPMAYAN MERKEZ BANKASI DEĞİL, HÜKÜMET VE BAKANLIKLARDIR”
Esas sorumlunun hükümet ve bakanlıklar olduğunu kaydeden İstemil, şöyle devam etti:
“O zaman ne yapmak lazım? Merkez Bankası gıda ile ilgili Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na, Enerji Bakanlığı’na, Ticaret Bakanlığı’na gereken uyarıyı yapması lazımdır. Bütün sorumluluk Merkez Bankası’na yüklenmiştir. Oysaki esas görevini yapmayan bakanlıklardır. Maliye Bakanlığıdır, belediyelerdir, fiyat denetimi yoktur. Merkez Bankası para politikaları araçları ile gördüğüm kadarıyla yaşadığımız kadarıyla enflasyon hakkından gelemiyor. Birinci derecede sorumlu olarak Merkez Bankası’nı kabul etmiyorum. Birinci derecede sorumlu olarak hükümeti ve bakanlıkları kabul ediyorum. Bu hususta Merkez Bankası yönetimi bunları uyarmalıdır, bunlarla toplantılar yapmalıdır.”
“HER GÜN BAŞKAN DEĞİŞİRSE BU İSTİKRAR NASIL SAĞLANACAK”
Merkez Bankası’nda başkan istikrarı sağlanamadan fiyat istikrarı sağlanamayacağına işaret eden İstemil, “Her gün başkan değişiyor. Her gün başkan değişirse bu istikrar nasıl sağlanacak? Merkez Bankası Kanunu’na göre daha önce başkanlar 5 yıl için seçiliyordu. Bunu düzenleyen 25. madde 2020 yılında kaldırıldı. Bu konunun da fiyat istikrarına etkisi olduğu kanaatindeyim” dedi ve Merkez Bankası başkan ve başkan yardımcılarının 5 yıllığına seçilmesi için önerge verdi.
“RAPORDA TCMB’NİN İSTANBUL’DA NE KADAR KİRA ÖDEDİĞİ YOK”
Merkez Bankası’nın İstanbul’a altyapı kurulmadan taşındığını söyleyerek durumu eleştiren İstemil, İstanbul finans merkez binasının yapılması gerektiğini, çünkü bankanın kira ödediğini vurgulayarak,”Ne kadar kira ödediği de Denetleme Raporu’nda yoktur. Genel gider içerisinde yuvarlak olarak gösterilmiştir” dedi.
KARAHAN, 818 MİLYAR LİRALIK ZARARA “SEMBOLİK TUTAR” DEDİ
Hasan İstemil’in Merkez Bankası’nın geçen yılki zararına ilişkin sözlerine Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, “Faiz artırma döngüsüne giren ülkelerde Merkez Bankaları zarar edebilirler. Zarar etmiş olmanın Merkez Bankasının faaliyetine engel teşkil etmeyecek olmasıdır. Bizim bilançomuzda yer alan sermaye kaleminde sembolik bir tutardır” diye yanıt verdi.
]]>
CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, bölgenin geçim kaynağı olan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarca böceğinin sayılarında yaşanan artışa dikkat çekti. Kokarca böceğinin geçen yıl ürünlere büyük zarar verdiğini ifade eden Torun, konuyu Meclis kürsüsünde de dile getirdi, biran önce önlem alınmasını istedi.
“İKTİDAR FINDIĞI KADERİNE TERK ETTİ”
Torun, Ordu’nun sorunlarının başında fındığın geldiğini belirterek, “Fındık temel geçim kaynağımız ama yirmi iki yıldır iktidar maalesef fındığı kaderine terk etti. Doğrudan gelir desteği vermeye başladı, 2014’ten bu yana dönüm başına sadece 170 lira. İnsaf… Yani şu anda bakıldığında aslında 800 ile 1.000 lira olması gereken destek maalesef sadaka seviyesinde kaldı, üreticiye de zaten hiçbir katkısı yok. ‘Lisanslı depoculuk’ dendi, havada kaldı, FİSKOBİRLİK zaten kapanmayla yüz yüze bırakıldı. Maalesef yirmi iki yıldır bu iktidar fındıkla ilgili hiçbir şekilde katkı sunmadı” dedi.
Fındıkta rekolte oyunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Torun, “Şu anda bir karanfil sayımı gündemde, her yıl yapılır bu, bir tahminde bulunulur ‘En az 850 bin ton’ falan denir, ya 400 bin ton ya 500 bin ton civarında rekolte geliştirilir. Fiyat bu tahmine göre oluşuyor ama kaybeden kim? Üretici. Mağdur olan kim? Üretici. Tuzu kuru olan tabii bir şekilde depoluyor ama mecbur satmakta olan üreticimiz bundan çok büyük zarar görüyor” diye konuştu.
“TARIM BAKANLIĞI SADECE TAVSİYEDE BULUNUYOR”
“İktidar fındığa zarar veriyor ama bir zararlı da bu sene çıktı başımıza, kokarca, fındık üreticisinin şu anda baş belası” diyen Torun, “Geçen yıl bu sorunu gündeme getirmemize rağmen Tarım Bakanlığı bir adım atmadı” dedi. Torun şunları söyledi:
“Larva döneminde yok etmesi gereken, bu zararlıyla mücadele etmesi gereken Bakanlık şimdi üreticiye sadece tavsiyede bulunuyor ‘Şu ilacı alın, şunu kullanın.’ diye. Üreticinin tavsiyeye ihtiyacı yok, çözüme ihtiyacı var. Geçen yıl birçok bölgede üretici ciddi zarar gördü, fındığını satamadı ve sahilden itibaren üst kesimlere doğru zararlı ilerliyor. Bugün gerçekten üreticimiz çok ciddi bir sorunla karşı karşıya ama Bakanlık ne yapıyor? Uyuyor, tavsiyede bulunuyor. Üreticiye diyor ki ‘Şu ilacı al, bu ilacı al.’ Üreticinin alacak parası mı var, onunla mücadele verecek durumu mu var? Bunu soran yok ama gene yapacaklarını yaptılar.
Bakın, Gürcistan -hemen komşu ülke- aynı zararlı orada da vardı, havadan ilaçlamayla, değişik usullerle devreye girdiler ve yok ettiler ama bizde maalesef üretici gene kaderiyle baş başa kaldı. Maalesef bu yılda kokarca belasıyla karşı karşıyayız. Bir an önce Tarım Bakanlığını bir mücadeleye davet ediyoruz. Larva döneminde yapmadınız, bari hiç değilse şimdi üreticinin yanında olun, bu zararlıyla mücadele edin.”
]]>Afet ve Acil Durum (AFAD) İl Müdürlüğünde düzenlenen basın toplantısında konuşan Vali Dallı, dün kent merkeziyle Devrekani, Araç, Daday, İhsangazi ve Taşköprü ilçelerinde fırtına meydana geldiğini hatırlattı.
Fırtına nedeniyle çatıların uçtuğunu, direklerin devrildiğini ve seraların zarar gördüğünü anlatan Dallı, şunları söyledi:
“Konuyla ilgili kurumlarımız, başta İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğümüz olmak üzere hızlı bir şekilde ekiplerini sahaya çıkardılar. İlgili kolluk kuvvetlerimiz aynı şekilde gerekli müdahaleleri yaptılar. 112 Acil Çağrı Merkezi’miz gelen çağrıları topladı. Şu ana kadar il merkezimizden ve ilçelerimizden çatı hasarı, eşya, iş yeri ve tarım zararı olduğuna dair toplam 296 adet ihbar alındı. Bu ihbarlardan 244 adedi konutlardaki çatı uçmaları, 41 adet iş yeri ve araç hasarı, zararı, 11 adet de zirai zarar, yani tarımsal zarar şeklinde.”
“Çatı hasarlarının yüzde 40’ı vatandaşlarımıza ödenecek”
Fırtına nedeniyle 6 kişinin yaralandığını anlatan Dallı, yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğunu aktardı.
Hasar tespit çalışmalarının 2 gün içinde tamamlanacağını ifade eden Dallı, “İçinde sürekli oturulduğu tespit edilen konutlarda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzün tespit ettiği hasarın yüzde 40’ı verilecek. Tabii bunun için öncelikle AFAD İl Müdürlüğümüz bu hasarların giderebilmesi için ödenek talebinde bulunacak. Oradan bu ödenek geldikten sonra dediğim şekilde içinde sürekli oturulduğu tespit edilen konutlarımızın çatı hasarlarının yüzde 40’ı vatandaşlarımıza ödenecek.” diye konuştu.
Fırtına nedeniyle ağaç devrilmesi sonucu kapanan yolların açıldığını belirten Dallı, şöyle devam etti:
“Enerji verilemeyen 20 köyümüz vardı bugün sabah itibarıyla. Onlar şu an itibarıyla 15’e düşmüş. İnşallah bugün akşama kadar enerji verilemeyen köyümüz veya yerleşimlerimiz kalmaz. İletişim anlamında internet ve diğer haberleşme konusunda bir kesintimiz şu an itibarıyla yok zaten. Allah’a şükür ki ciddi bir yaralanma veya can kaybımızın olmayışı hepimizi son derece mutlu etti. Sadece bir hayvanımız telef olmuş. Buna seviniyoruz. Bütün vatandaşlarımıza, kardeşlerimize, ilimizdeki herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”
Afetlere karşı alınacak tedbirin önemine değinen Dallı, şöyle konuştu:
“Önceden tedbir alınırsa mutlaka bu hasarlar, zararlar bir ölçüde önlenebiliyor. Onun için vatandaşlarımızdan bir kere daha her türlü afete karşı mümkün olan tedbirlerini önceden almalarını tavsiye ediyoruz. Mümkünse özellikle profesyonel olarak iş yapan, çalışan iş yerlerine sigortalarını mutlaka yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Bu tür durumlarda zararlarını çok daha kolay şekilde tazmin edebiliyorlar.”
Vali Dallı, toplantının ardından fırtınadan zarar gören konutlarda incelemelerde bulundu.
İncelemelere Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Zafer Özden, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Evren, AFAD İl Müdürü Uğur Minder, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Oktay Marşap ile Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Özcan Gazioğlu da katıldı.
]]>KASTAMONU – Kastamonu Valisi Meftun Dallı, dün yaşanan fırtınanın ardından evleri zarar gören vatandaşların sürekli oturulduğu tespit edilen konutlarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerinin tespitinin ardından hasarlarının yüzde 40’ının karşılanacağını söyledi.
Kastamonu Valisi Meftun Dallı, İl Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğünde dün meydana gelen fırtına ve şiddetli yağış nedeniyle oluşan hasarla ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi. Vali Meftun Dallı başkanlığında yapılan toplantıya Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Zafer Özden, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Evren, AFAD İl Müdürü Uğur Minder, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Oktay Marşap ile Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Özcan Gazioğlu katıldı.
Dün yaşanan fırtına ve şiddetli yağışlar hakkında bilgiler veren Vali Meftun Dallı, “İlimizde ciddi bir rüzgar arkasından fırtına meydana geldi. Özellikle il merkezimizde Devrekani, Araç, Daday, İhsangazi ve Taşköprü ilçelerimizde hasarlar, zararlar meydana geldi fırtına nedeniyle. Direk devrilmeleri, çatı uçmaları, araçların üzerine çatıların düşmesi sonucu meydana gelen zararlar, özellikle seraların zarar görmesi şeklinde. Ayrıca buna bağlı enerji ve iletişim kesintileri yaşandı bir süre. Konuyla ilgili kurumlarımız, başta İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğümüz olmak üzere hızlı bir şekilde ekiplerini sahaya çıkardılar. İlgili kolluk kuvvetlerimiz aynı şekilde gerekli müdahaleleri yaptılar. 112 Acil Çağrı Merkezimiz gelen çağrıları topladı. Şu ana kadar il merkezimizden ve ilçelerimizden çatı hasarı, eşya, iş yeri ve tarım zararı olduğuna dair toplam 296 adet ihbar alındı. Bu ihbarlardan 244 adet, bunların bir kısmı konutlardaki çatı uçmaları, 41 adet iş yeri ve araç hasarı, zararı, 11 adet de zirai zarar, yani tarımsal zarar şeklinde. Şimdi ilgili kurumlarımızın ekipleri, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğümüzün ekipleri, AFAD’ın ekipleri, belediye, diğer ilgili birimlerimizin ekipleri, tarım il müdürlüğümüzün ekipleri sahada zarar tespit çalışmalarına devam ediyorlar. Bunu en hızlı şekilde bugün belki yarın, iki gün içerisinde herhalde tamamlarız. Bu işlemler tamamlandıktan sonra özellikle bunu vurgulamak istiyorum. İçinde sürekli oturulduğu tespit edilen konutlarda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğümüzün tespit ettiği hasarın yüzde 40’ı verilecek. Tabii bunun için öncelikle AFAD Başkanlığı Ankara’dan AFAD İl Müdürlüğümüz bu hasarların giderebilmesi için ödenek talebinde bulunacak. Oradan bu ödenek geldikten sonra dediğim şekilde içinde sürekli oturulduğu tespit edilen konutlarımızın çatı hasarlarının yüzde 40’ı vatandaşlarımıza inşallah ödenecek” dedi.
“6 vatandaşımız hafif şekilde yaralandılar”
Fırtına ve şiddetli yağışlar sebebiyle 6 kişinin yaralandığını söyleyen Vali Dallı, “Diğer konularda şu an için önceden şu yapılacak diyebileceğimiz bir düzenlememiz mevcut değil. Onu göreceğiz süreç içerisinde. Yine ilgili yerler gereken işleri yapacaklar. Ona göre bakacağız. Kapalı yolumuz yok. Bir iki yerde ağaç devrimi sonucu kapanan yollarımız olmuştu. Onları en hızlı şekilde açtık. Enerji verilemeyen 20 köyümüz vardı bugün sabah itibariyle. Onlar 15’e şu an itibariyle düşmüş. İnşallah bugün akşama kadar enerji verilemeyen köyümüz veya yerleşimlerimiz kalmaz. İletişim anlamında internet vs. diğer haberleşme konusunda bir kesintimiz şu an itibariyle yok zaten. Genel itibariyle durumumuz bu. Özellikle Devrekani ilçemizde dün çok sayıda ihbar geldi. Bir iki kamu kurumumuzda da ufak çaplı hasarlar var. 6 vatandaşımız hafif şekilde yaralandılar. Onun dışında Allah’a şükür ki, ciddi bir yaralanma veya can kaybımızın olmayışı hepimizi son derece mutlu etti. Sadece bir hayvanımız telef olmuş anladığım kadarıyla bir ilçemizde. Onun dışında başka bir hayvan telefatımız da yok. Buna seviniyoruz. Bütün vatandaşlarımıza, kardeşlerimize, ilimizdeki herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. İnşallah Cenab-ı Hak bir daha böyle bir afet, felaket göstermesin diye her zaman olduğu gibi yine dua ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Vatandaşlarımıza sigortalarını yaptırmalarını tavsiye ediyoruz”
Afetlere karşı alınacak tedbirin önemli olduğunu vurgulayan Vali Dallı, “Tabii her zaman tedbirli olmak lazım bu tür şeylerde. Önceden tedbir alınırsa mutlaka bu hasarlar, zararlar bir ölçüde önlenebiliyor. Onun için vatandaşlarımızdan bir kere daha her türlü afete karşı mümkün olan tedbirlerini önceden almalarını tavsiye ediyoruz. Mümkünse özellikle profesyonel olarak iş yapan, çalışan iş yerlerine sigortalarını mutlaka yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Bu tür durumlarda zararlarını çok daha kolay şekilde tazmin edebiliyorlar. Ama diğer konularda süreçler uzun. Sonunda ne olacağını önceden öngörmek mümkün olmuyor. Onun için olabildiğince de vatandaşlarımıza her konuda sigortalarını yaptırmalarını acil tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.
Buradaki toplantının ardından Vali Dallı, beraberindeki heyet ile birlikte fırtınadan zarar gören vatandaşları ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Bir süre vatandaşların taleplerini dinleyen Vali Dallı, ayrıca ekiplerden yürütülen çalışmalar hakkında da bilgiler aldı.
]]>ŞANLIURFA – Türkiye fıstığının önemli merkezlerinden biri olan Şanlıurfa’da, kaliteli fıstık üretiminin yaygınlaştırılması için tarım ve orman il müdürlüğü, zararlı haşerelere karşı ilaçlama çağrısı yaptı. Yapılacak çalışma ile fıstık ağaçlarında düşük rekolteye karşı yüksek verim hedefleniyor.
Yaklaşık 1 buçuk milyon dekar alanda en fazla üretim alanına sahip Şanlıurfa’da 45 milyon fıstık ağacı bulunuyor. Türkiye’nin fıstık ihtiyacının büyük bir bölümünün karşılandığı Şanlıurfa’da geçtiğimiz yıl 107 bin ton fıstık üretimi yapılırken, Türkiye genelinde 240 bin ton fıstık üretimi yapıldı.
Havaların ısınmasıyla birlikte tomurcuklanan fıstık ağaçlarında verim düşüklüğüne neden olan gözkurdu zararlısına karşı Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü üreticilere ilaçlama çağrısı yaptı. Türkiye’de üretilen fıstığın yüzde 40-45’nin karşılandığı tarım diyarı kentte, fıstıkta dal güvesi yanı sıra tomurcuklara zarar veren gözkurdu zararlısına karşı uygun ilaçlama çağrısı yapan tarım ve orman müdürlüğü görevlileri, fıstık bahçelerinde üreticilerle bir araya geldi. Mühendisler, ilaçlama konusunda bilgilendirmede bulundu.
Başta baklava, kadayıf, helva ve kuruyemiş olarak kullanılan 45 milyon fıstık ağacının olduğu Şanlıurfa’da fıstık üretimi önemli bir geçim kaynağı, her yıl rekoltenin arttığı kentte fıstık ağacı sayısı da her geçen yıl daha da artıyor. Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, ziraat mühendisleri ile birlikte fıstık dal güvesi ergin popülasyonunu izlemede fıstık bahçelerini ziyaret ederek, üreticilerle birlikte kontroller gerçekleştirdi.
Tarlada üreticilerin ayağına kadar giden ziraat mühendisleri, fıstık ağaçlarında görülen göz kurdu hastalığına, tarım ve orman bakanlığının belirlediği ilaçları zamanında ve doğru ilaçlama teknikleri kullanılarak yapılmasını öneriyor. Bakanlığın önerdiği ilaçların kullanılmaması durumunda buğday, arpa, mercimek ve diğer canlılarda da zarar oluştuğu bildirildi.
Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, incelemeleri sonrası açıklamasında, “Fıstıklarda ağaçlarında gözkurdu için kimyasal ilaçlama ve mekanik mücadele için çağrımız oldu. Sonbaharda fıstık ağaçlarının artıklarını gövdesine bağ şeklinde koyarak zararlı gözkurdunun larvalarını, yumurtalarını bırakmasını bekliyoruz. İlkbaharda onları alıp bir yerde imha ediyoruz. İlaçlama yaparken lütfen geç saatlerde yapalım. İlimizde sadece fıstık ticareti yapılmıyor aynı zamanda sebzecilik, tarla bitkileri yetiştiriliyor ve arılara zarar vermemek için ilaçlamanın akşam saatlerinde yapılmasını istiyoruz. Attığımız ilaçların çevreye en az zarar veren özellikle tarım bakanlığımızın lisans verdiği ilaçlar olmasını rica ediyoruz. Lisans verdiğimiz ilaçlar hem çevreye, hem insan sağlığına hem de doğaya en az zarar veren ilaçlar. İlaçlama yapmazsak fizyolojik olarak ağacı zayıf düşürüyor ve bir sonraki yıl elde edeceğimiz ürünü engelliyor, kaliteyi bozuyor, verimi düşürüyor. Yıllık üretimimize yüzde 40-50 oranında olumsuz etki yapıyor ve biz bunu istemiyoruz” dedi.
Fıstık üreticisi Ahmet Yıldırım, “İlaç yaptığımız zaman güzel bir verim alıyoruz, kullandığımız ilaçlar canlılara zarar vermeyen ilaçlardır. Sadece fıstık ürününe mükemmel bir katkı yapıyor. Yani hem bu senenin mahsulünü kaldırıyoruz hem de gelecek senenin mahsulünü koruyor. İlaçları ziraat mühendisimize danışıyoruz ve öyle belirliyoruz. Bu sene fıstık yılıdır. Maşallah çok güzel, Allah daha çok bereketini katsın. Bu yıl iyi ürün bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Ziraat mühendisi Mehmet Tekçe ise, “Fıstıkta önemli zararlılardan biri gözkurdudur. İlaçlama yapmadığımız zaman bitkimiz kurur, meyve alamayız ama ilaçlama yaptığımız zaman bitkimiz capcanlı kalır ve istediğimiz verimi alırız” diye konuştu.
]]>Yaklaşık 1 buçuk milyon dekar alanda en fazla üretim alanına sahip Şanlıurfa’da 45 milyon fıstık ağacı bulunuyor. Türkiye’nin fıstık ihtiyacının büyük bir bölümünün karşılandığı Şanlıurfa’da geçtiğimiz yıl 107 bin ton fıstık üretimi yapılırken, Türkiye genelinde 240 bin ton fıstık üretimi yapıldı.
Havaların ısınmasıyla birlikte tomurcuklanan fıstık ağaçlarında verim düşüklüğüne neden olan gözkurdu zararlısına karşı Şanlıurfa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü üreticilere ilaçlama çağrısı yaptı. Türkiye’de üretilen fıstığın yüzde 40-45’nin karşılandığı tarım diyarı kentte, fıstıkta dal güvesi yanı sıra tomurcuklara zarar veren gözkurdu zararlısına karşı uygun ilaçlama çağrısı yapan tarım ve orman müdürlüğü görevlileri, fıstık bahçelerinde üreticilerle bir araya geldi. Mühendisler, ilaçlama konusunda bilgilendirmede bulundu.
Başta baklava, kadayıf, helva ve kuruyemiş olarak kullanılan 45 milyon fıstık ağacının olduğu Şanlıurfa’da fıstık üretimi önemli bir geçim kaynağı, her yıl rekoltenin arttığı kentte fıstık ağacı sayısı da her geçen yıl daha da artıyor. Şanlıurfa Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, ziraat mühendisleri ile birlikte fıstık dal güvesi ergin popülasyonunu izlemede fıstık bahçelerini ziyaret ederek, üreticilerle birlikte kontroller gerçekleştirdi.
Tarlada üreticilerin ayağına kadar giden ziraat mühendisleri, fıstık ağaçlarında görülen göz kurdu hastalığına, tarım ve orman bakanlığının belirlediği ilaçları zamanında ve doğru ilaçlama teknikleri kullanılarak yapılmasını öneriyor. Bakanlığın önerdiği ilaçların kullanılmaması durumunda buğday, arpa, mercimek ve diğer canlılarda da zarar oluştuğu bildirildi.
Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy, incelemeleri sonrası açıklamasında, “Fıstık ağaçlarında gözkurdu için kimyasal ilaçlama ve mekanik mücadele için çağrımız oldu. Sonbaharda fıstık ağaçlarının artıklarını gövdesine bağ şeklinde koyarak zararlı gözkurdunun larvalarını, yumurtalarını bırakmasını bekliyoruz. İlkbaharda onları alıp bir yerde imha ediyoruz. İlaçlama yaparken lütfen geç saatlerde yapalım. İlimizde sadece fıstık ticareti yapılmıyor aynı zamanda sebzecilik, tarla bitkileri yetiştiriliyor ve arılara zarar vermemek için ilaçlamanın akşam saatlerinde yapılmasını istiyoruz. Attığımız ilaçların çevreye en az zarar veren özellikle tarım bakanlığımızın lisans verdiği ilaçlar olmasını rica ediyoruz. Lisans verdiğimiz ilaçlar hem çevreye, hem insan sağlığına hem de doğaya en az zarar veren ilaçlar. İlaçlama yapmazsak fizyolojik olarak ağacı zayıf düşürüyor ve bir sonraki yıl elde edeceğimiz ürünü engelliyor, kaliteyi bozuyor, verimi düşürüyor. Yıllık üretimimize yüzde 40-50 oranında olumsuz etki yapıyor ve biz bunu istemiyoruz” dedi.
Fıstık üreticisi Ahmet Yıldırım, “İlaç yaptığımız zaman güzel bir verim alıyoruz, kullandığımız ilaçlar canlılara zarar vermeyen ilaçlardır. Sadece fıstık ürününe mükemmel bir katkı yapıyor. Yani hem bu senenin mahsulünü kaldırıyoruz hem de gelecek senenin mahsulünü koruyor. İlaçları ziraat mühendisimize danışıyoruz ve öyle belirliyoruz. Bu sene fıstık yılıdır. Maşallah çok güzel, Allah daha çok bereketini katsın. Bu yıl iyi ürün bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Ziraat mühendisi Mehmet Tekçe ise “Fıstıkta önemli zararlılardan biri gözkurdudur. İlaçlama yapmadığımız zaman bitkimiz kurur, meyve alamayız ama ilaçlama yaptığımız zaman bitkimiz capcanlı kalır ve istediğimiz verimi alırız” diye konuştu. – ŞANLIURFA
]]>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kur korumalı mevduatların (KKM) da etkisiyle 2023 yılı için 818 milyar 182 milyon lira zarar açıkladı. Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timur Han Gür, “Kur Korumalı Mevduat’ın Türkiye ekonomisinin başına büyük dert açtı” değerlendirmesi yaparken, ekonomi yazarı Uğur Gürses, “Zararın bir şekilde karşılanması lazım. Normal koşullarda Hazine’nin bu zararı kapatması lazım. Geçmişte böyle örnekleri var. Buna benzer bir adımın olması gerekir” dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 31 Aralık 2023’te sona eren 92. hesap dönemine ilişkin bilançosu, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, 2023 sonu itibarıyla TCMB’nin aktif toplamı 6 trilyon 923 milyar 835,9 milyon lira, bu dönemde altın mevcudu 1 trilyon 417 milyar 869,8 milyon lira oldu.Geçen yıl sonu itibarıyla TCMB’nin ihtiyat akçesi tutarı 9 milyar 664,2 milyon lira olarak belirlendi. Bu sonuçlarla Bankanın 2023 yılındaki dönem zararı 818 milyar 182,9 milyon lira oldu.
“ÖYLE GÖZÜKÜYOR Kİ ENFLASYONUN DÜŞÜRÜLMESİ İÇİN YÜK YİNE DAR GELİRLİYE VE EMEKÇİYE ÇIKACAK”
Merkez Bankası’nın bilançosunu ANKA Haber Ajansına değerlendiren Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timur Han Gür, “Kur Korumalı Mevduat’ın Türkiye ekonomisinin başına büyük dert açtı” ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası’nın açıkladığı zararın seçim sonrasına bırakıldığına dikkati çeken Gür, şunları kaydetti:
“Kur Korumalı Mevduat maalesef Türkiye ekonomisinin başına büyük dert açmıştır. Bazen ekonomiler bu tür hesapları açabilir ancak zararın veya kur farkının özel finans kuruluşları yerine devlete, Hazineye veya Merkez Bankası’na ödetilmesi oldukça ilginç ve hatalı bir karardır. Bütün bunların yapılmasının tek bir nedeni vardır, o da faizlerin baş aşağı düşürülmesinden kaynaklanmaktadır. Mevduat sahipleri dövize yönelmiş ve Türk parasından kaçış başlamıştır. Bunu tersine çevirmek isteyen hükümet ise aldığı yanlış kararı düzeltmek yerine böyle bir mevduat türü icat etmiş zararı da maalesef devlete yazdırmıştır. Aslında ‘faiz sebep enflasyon sonuç’ diyerek ortaya atılan, kuramsal hiçbir bazı olmayan, yanlış teşhis ile başlatılan servet transfer mekanizması Türkiye ekonomisinin allak bullak olmasının temel nedenidir. Öyle gözüküyor ki enflasyonun düşürülmesi için yük yine dar gelirli maaşlıya ve emekçiye çıkacaktır. Zararın bu derece büyük olması zaten çok belliydi çünkü zamanında seçimden önce açıklanması gereken Merkez Bankası bilanço zararı bugüne ertelendi.”
“GERÇEKLEŞMEMİŞ ZARAR DA HALININ ALTINDA DURUYOR”
Ekonomi yazarı Uğur Gürses ise Merkez Bankasının açıkladığı zararın 2021 sonunda çıkarılan KKM uygulamasının sonucu olduğunu belirtti. Gürses, “Politik hatalarını örtmek için çıkarmışlardı, bunun devasa zararı oluştu. Ne olacak zarardan, Merkez Bankası para basar öder’ denebilir, öyle de yapılıyor. Merkez Bankası, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim ortaklık. Zararın bir şekilde karşılanması lazım. Normal koşullarda Hazine’nin bu zararı kapatması lazım. Geçmişte böyle örnekleri var. Buna benzer bir adımın olması gerekir. Merkez Bankası’nın gerçekleşmemiş zararı da var. Halının altında duruyor. O da her an gerçekleşebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Vatandaşların parlamentoya ilettiği dilek ve şikayetleri inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonuna, 28. Dönem’in başlangıcı olan 15 Mayıs’tan bu yana 7 bin 186 başvuru yapıldı.
Başvurular arasında ilginç talepler de yer alıyor. Gümüşhane’de yaşayan Mehmet Aslan, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde sayıları her geçen yıl artan domuz ve ayıların kısıtlı imkanlarla tarımsal faaliyette bulunan köylülerin tarım arazilerine ve ürünlerine zarar verdiğini; ayrıca son zamanlarda insanlara ve evcil hayvanlara yönelik ayı saldırılarında artış yaşandığını belirterek bölgede artan domuz ve ayı popülasyonuna karşı gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.
Başvuruyu inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlık Divanı, taleple ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden bilgi istedi. Mehmet Aslan’ın başvurusunu inceleyen genel müdürlük, Doğu Karadeniz’deki illerde son 5 yıla ait yaban hayatı envanter çalışmasının sonuçlarını paylaştı.
Buna göre, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon’u kapsayan bölgede, 8 bin 41 çengel boynuzlu dağ keçisi, 4 bin 212 karaca, 14 bin 994 yaban keçisi bulunduğu belirtildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Artvin, Giresun, Rize ve Trabzon’daki il müdürlüklerince yaban domuzuna yönelik envanter çalışması yapılmadığı, Gümüşhane’deki envanter çalışmasında ise yaban domuzu ve ayı popülasyonunun normal seviyede olduğunun tespit edildiği aktarılan açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı:
“Kara Avcılığı Kanunu’na göre oluşturulan Merkez Av Komisyonu, yaban domuzu avı ve mücadele amaçlı sürek avı esas ve usulleri hakkında kararlar almaktadır. Merkez Av Komisyonu kararlarına göre avlanma hakkı elde eden avcılara av döneminin başladığı ağustos ayının ikinci haftasından avın kapatıldığı şubat ayı sonuna kadar çarşamba, cumartesi, pazar ve resmi tatiller ile yaban domuzu avı ilave olarak salı günü de yapılabilmektedir. Genel ve devlet avlağında herhangi bir türe ait kota bitince o türün o avlakta avlanması yasak iken yaban domuzunda avlaklarda sınırsız kota verilmektedir. Av turizmi kapsamında yaban domuzu avı da yapılmaktadır.”
“Yaban hayvanlarını elle beslemeyin” uyarısı
Yaban domuzunun tarıma zarar verdiğinin veya zarar verecek düzeyde popülasyonunun arttığının tespit edildiği sahalarda mücadele amaçlı sürek avı yapıldığı belirtilen açıklamada, “2023 yılı sonu verilerine göre ülke genelinde 339 mücadele amaçlı sürek avı yapılarak 2 bin 408 yaban domuzu vurulmuştur. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaban domuzunun tarım arazilerine zarar verdiğine ilişkin iki başvuru yapılmış, ilgili başvuruya istinaden iki kere mücadele amaçlı yaban domuzu sürek avı yapılarak 5 adet yaban domuzu avlanmıştır.” ifadelerine yer verildi.
Tarım arazilerinde oluşabilecek zararların önlenmesine yönelik elektroşoklu dikensiz tel çit sistemlerinin kullanılmasının teşvik edildiği ve bu konuda vatandaşlara yönelik eğitim ve bilgilendirme yapıldığı dile getirilen açıklamada, bahçe ve tarlaların, genel olarak ormanlık ve kırsal alanlara yakın konumda bulunan Gümüşhane’deki tarla ve bahçelerin uygun yöntemlerle çevrilmeleri, ürünlerinde meydana gelecek yaban hayvanı zararları için TARSİM sigortası yaptırılması ve yaban hayvanlarına karşı çoban köpeği, korkutucu ses gibi yöntemlerle tedbir alınması tavsiye edildi.
Son yıllarda vatandaşlar tarafından yaban hayvanlarının elle beslenilmesi gibi durumların, yaban hayvanlarının insanlara karşı korkusunu azalttığına ve vatandaşların yaşam alanlarına ve bahçelerine yaklaşmalarına sebep olduğuna işaret eden Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, hiçbir şekilde yaban hayvanlarının elle beslenmemesi gerektiğine dikkati çekti.
Yerleşim alanına sürekli inen ayıların izlendiğini aktaran genel müdürlük, özellikle il ve ilçe merkezine inip mahalleler arasında gezinerek potansiyel tehlike arz eden ayıların tespit edilmesi durumunda, ilgili yönetmelikler kapsamında gerekli müdahalelerin yapılarak ayıların alandan çıkarıldığını kaydetti.
]]>Meteoroloji’nin ‘sarı’ ve ‘turuncu’ kod uyarısı yaptığı Antalya’da, dün saat 16.00’dan itibaren sağanak etkisini gösterdi. Yağmur nedeniyle kavşak ve ara sokaklardaki mazgalların tıkanması ile sokaklar ve alt geçitler suyla doldu. Kepez ve Konyaaltı ilçelerinde çok sayıda araç, su taşkını nedeniyle yolda kaldı. Suyla dolan alt geçitler, trafiğe kapatıldı.
SUYLA DOLAN ALT GEÇİTTE TAHLİYE
Kepez ilçesi Gazi Bulvarı üzerinde bulunan Gıyaseddin Keyhüsrev Alt Geçidi’nde, mazgalların tıkanması nedeniyle yağmur suyu birikti. 13 Şubat’taki sel felaketinde 1 kişinin hayatını kaybettiği alt geçit, polis ekipleri tarafından trafiğe kapatıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekipler, akşam saatlerinde tünelde biriken suyu tahliye çalışması başlattı. Mazgalları temizleyen ekipler, kepçe ile tünelde biriken suyu tahliye etti. Ekiplerin mesaisi sabah saatlerine kadar sürdü.
DENİZDEN GELEN HORTUMLAR
Kentte saat 17.45 sıralarında kısa aralıklarla denizde çıkıp karaya ulaşan 2 ayrı hortum, Demre, Kumluca, Finike ve Manavgat ilçelerinde büyük hasara yol açtı. Kumluca ilçe merkezi ile Göksu, Hacıveliler, Yenimahalle, Merkez ve Toptaş mahallelerinde etkili olan hortum, ağaçları yerinden söktü. Tarım alanları, seralar ve portakal bahçeleri zarar gördü, birçok iş yerinin camları patladı. Levhaları deviren, apartman çatılarındaki güneş enerji sistemlerini cadde ve sokaklara düşüren hortum, Kumluca Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait binanın çatısını da yerinden kaldırdı. Kumluca Belediyesi kademesinde de hasara yol açan hortum nedeniyle 6 kişi yaralandı. Çatıdaki güneş panelinin düşmesi sonucu park halindeki 07 ARL 182 plakalı otomobilde sıkışan Muhammed Ali Ceylan (16), Kumluca Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı.
KAYMAKAMLIK: 6 VATANDAŞIMIZ YARALI
Kumluca Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada “Hortumda herhangi bir can kaybı yaşanmamış olup, 6 vatandaşımız yaralanmıştır. Kumluca Devlet Hastanesi ve Özel Medikum Hastanesi’nde tedavi altına alınan yaralı vatandaşlarımızın sağlık durumları iyidir. 5 vatandaşımızın tedavisi ayakta tamamlanmıştır. Park halinde bulunan aracın üzerine güneş enerjisi deposu düşmesi sonucu bir vatandaşımızın da sol bacağında kırık oluşmuştur” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, ilk belirlemelere göre Ellinci Yıl, Göksu, Hacıveliler, Toptaş, Beşikçi, Karacaören, Beykonak ve Yeni Mahalle mahallelerinde 102 çiftçiye ait 300 dekar örtü altı alanın hasar gördüğü kaydedildi. 20 araç, 15 iş yeri ve evde hasar oluştuğu aktarılan açıklamada, zarar gören Kumluca Anaokulu’nda eğitim-öğretime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi.
HORTUM KAMERALARA YANSIDI
Hortumun Kumluca Merkez Mahallesi’nden geçtiği anlar, cep telefonu ile görüntülendi. Seralardaki naylon örtüleri yırtan hortumun büyüklüğü, görüntülere yansıdı. Kumluca’da hortumun yarattığı etki, bir iş yerinin güvenlik kamerası görüntüsüne de yansıdı. Hortumun şiddetiyle iş yeri önündeki tezgah ve malzemelerin çevreye savrulduğu anlar, görüntülerde yer aldı. Hortum başladığı anda iş yerinden dışarı çıkan bir annenin, dükkanın önündeki eşyaları toplamaya yardım eden oğlunu güçlükle içeri çektiği görüldü.
BİN DÖNÜM SERA ZARAR GÖRDÜ
Havanın normale dönmesinin ardından ilçede zarar gören alanlarla ilgili hasar tespitine başlandı. Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökce, zarar gören çiftçiyi ziyaret ederek son durumla ilgili bilgi aldı. Üreticinin durumunun oldukça zor olduğunu anlatan Kökce, “Yaklaşık 1000 dönümlük bir alan zarar gördü. Üreticilerimizin bir kısmının sigortası vardı ama olmayanlar da var. Hortum 12 kilometre boyunca 70- 80 metrelik genişlikte zarar vererek geçti. Allah’a şükür can kaybımız yok” dedi.
‘FELAKET OLUNCA KARABORSACILAR ORTAYA ÇIKIYOR’
Kumluca Meyve Sebze Hali’ne sabah saatlerinde gittiğini ve fiyatlarda bir artışın olmadığını gördüğünü belirten Kökce, “Her felaket olunca karaborsacılar ortaya çıkıyor. Bugün itibarıyla bir kuruş artan ürünümüz yok. Artış da olmayacak. ‘Antalya’da ürün kalmadı’ diye fiyatları yükseltecekler. Tedbir alınması lazım” diye konuştu. Kökce, yıkılan seraların yeniden ayağa kaldırılmasının kısa sürede mümkün olamayacağını ve ancak yeni sezona yapılabileceğini söyledi. İlçede 45 bin dönüm tarım alanın olduğunu belirten Kökce, bir dönüm naylon seranın kurulum maliyetinin bugün itibarıyla 500 bin lira olduğunu da sözlerine ekledi. Serasının bir kısmı zarar gören domates üreticisi Mustafa Alpaslan Demirtaş, “Hiç beklemiyorduk. Burası Kumluca artık normal oldu. Sürekli geliyor” dedi.
İŞ YERİNİN ÇATISI UÇTU
Manavgat ilçesinde de dün saat 20.30 sıralarında kısa süreli hortum oluştu. Hortum nedeniyle Sorgun Bulvarı üzerinde bir mobilya mağazasının ahşap çatısı sokağa uçtu. İhbarla olay yerine itfaiye ve polis ekipleri, sevk edildi. Yol trafiğe kapatılırken, iş yeri sahiplerinin de gelmesiyle ahşap çatı Manavgat Belediyesi ekiplerince kaldırıldıktan sonra sokak trafiğe açıldı. Hortum nedeniyle bulvar üzerindeki bazı iş yerlerinin camları patladı. Bahçelievler Mahallesi’ndeki sokakta bulunan bir çöp konteyneri de park halindeki otomobillere çarparak zarar verdi. Çöp konteynerinin sokakta araçlara çarpması, güvenlik kameralarına yansıdı.
KEPEZ, ÜLKENİN EN ÇOK YAĞIŞ ALAN NOKTASI
Diğer yandan yağışın en çok etkili olduğu Kepez’e metrekareye 92,7, Muratpaşa’ya 84, Konyaaltı’na 81,8, Antalya Havalimanı’na 56,2 kilogram yağış düştü. 1 saatte 50 kilogramdan fazla yağışın düştüğü Kepez, ülkenin en çok yağış düşen noktası oldu. Hortumun vurduğu Kumluca’da rüzgarın hızı saatte 90 kilometreye, Finike’de 80 kilometreye, Kemer’de ise 120 kilometreye ulaştı.
]]>“Sakin şehir” ünvanıyla ulusal ve uluslararası alanda tanınan ilçenin en önemli turizm destinasyon merkezi konumundaki Karagöl-Sahara Milli Parkı ve çevresindeki ladin ağaçlarının hızla kurumaya başlaması üzerine Doğa Koruma Milli Parklar Artvin Şube Müdürlüğü ve Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince çalışma yürütülüyor.
Yapılan incelemelerde kurumalara iklim değişikliğine bağlı nedenlerle popülasyonu artan sekiz dişli kabuk böceğinin neden olduğu tespit edildi.
Ağaçlarda hızla artan kurumanın önüne geçebilmek için ilk etapta mekanik mücadeleyle böcekli ağaçların alandan çıkartılması işlemine başlandı.
Artvin Orman Bölge Müdürü Mimar Sinan Özkaya, AA muhabirine, son yıllarda iklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıkla böcek zararlılarında da yoğun artış olduğunu söyledi.
Şavşat’ta 576 hektar alanda yaklaşık 14 bin ağacın böceklerin etkisiyle zarar gördüğünü kaydeden Özkaya, “Müdahale edilmez ise çevredeki tüm ladin ormanları risk altındadır, zarar görecektir.” dedi.
Orman zararlısı böceğe karşı mekanik mücadele çalışması yürüttüklerini kaydeden Özkaya, “Mekanik mücadelemizi, biyolojik ve biyoteknik yöntemlerle de destekleyerek sekiz dişli ladin kabuk böceğini doğal denge sınırına çekerek zararı minimum seviyede tutmayı amaçlıyoruz.” diye konuştu.
Suya ulaşamayan ağaç strese giriyor
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu da dünya genelinde sıcaklık artışı ve iklim değişikliğinin ladin ormanlarında kurumalara neden olduğunu söyledi.
Kurumaların nedeninin, artan sıcaklıkla beraber ağaçların strese girmesi ve neticesinde savunmalarının zayıf düşmesiyle böcekler tarafından zarar görmeleri olduğunu aktaran Tüfekçioğlu, Kanada, Avrupa, Rusya ve Türkiye’deki ladin ormanlarında bu durumun sıklıkla görüldüğünü dile getirdi.
Tüfekçioğlu, “Burada biraz daha fazla gözükmesinin nedeni topraktaki killi yapı. Killi yapı kök sisteminin gelişmesini engelliyor. Ağaç derindeki suyu alamıyor, daha çok strese giriyor. Ayrıca milli park olduğu için ağaçların sıkışık bir yapısı var. Sıkışık yapıdan dolayı da artan bir stres söz konusu. Bu nedenle burada biz daha fazla kuruma gördük.” dedi.
Bölgedeki ladin ağaçlarının tamamen kuruyup yok olma riski ile karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Tüfekçioğlu, şunları kaydetti:
“14 bin ağaç kurmuş bu çok ciddi bir rakam. Eğer müdahale edilmez ve bu kuruyan ağaçlar bölgeden çıkartılmazsa milli parktaki bütün ağaçların kaybedilme riski söz konusu. Aynı zamanda diğer ormanlara da sıçrayabilir. Kabuk böcek zararını dumansız yangın olarak görüyoruz. Bundan dolayı muhakkak müdahale edilerek, böceğin daha fazla alanda ağaç kurutmasının önüne geçilmesi gerekiyor.”
Böcekli ağaçların alandan çıkartılmaması halinde daha fazla ağacın kuruyacağının altını çizen Tüfekçioğlu, bütün ağaçların kuruması halinde milli parkın bir anlamının kaymayacağını dile getirdi.
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk de Sahara-Karagöl Milli Parkı’ndaki ladin ağaçlarının iklim değişikliği nedeniyle sekiz ve on iki dişli kabuk böceğinin tehdidi altında olduğuna işaret etti.
Göktürk, “Bu böcekler son bir yılda korkunç derecede kurumalara neden olmuştur. Yaklaşık 18 bin 800 metreküp ağacın alanda kuruduğu tespit edilmiştir. Bu bölgede bu iki zararlı türün oldukça fazla kuruma yapması sonraki yıllarda zararın katlanarak artacağı anlamına gelmektedir. Nisan başında bir tane olan böcek, çoğalarak ekim ayında yaklaşık 1400 böceğe ulaşmaktadır.” dedi.
Mücadelede mekanik, biyolojik ve biyoteknik yöntemin birlikte yürütülmesinin önemine vurgu yapan Göktürk, şunları kaydetti:
“Mekanik yöntemle böcekli kuru ağaçlar ivedilikle ormandan çıkartılarak kabukları soyulmalı ve kabuğun altındaki böcekler bir şekilde ölmelidir. Biyoteknik mücadele olarak ‘Feromon’ tuzakları ağaçlara asılmalı ve bu tuzaklara düşen böceklerin imha edilmesi gerekiyor. Biyolojik mücadele kapsamında da bu iki türün yırtıcısı olan türün laboratuvarda üretilerek alana salınması lazım. Bu üç yöntem birlikte kullanıldığı takdirde burada meydana gelen böcek salgını önümüzdeki yıllarda diğer alanlara yayılmayacaktır.”
]]>Erbaş, hutbede, İslam’ın din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini muhafaza etmeyi emrettiğini söyledi.
İslam’ın dinle bağdaşmayan, fıtratı bozan, bedene ve ruha zarar veren her türlü zararlı alışkanlığı ise yasakladığına işaret eden Erbaş, ” İnsanı uyuşturan ve aklı işlevsiz hale getiren alışkanlıkların başında alkollü içecekler gelmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, ‘Sarhoş eden her şey içkidir ve her türlü içki haramdır.’ buyurmaktadır. İçki, bütün kötülüklerin anasıdır. İçki sebebiyle nice yuvalar dağılmaktadır. Yaralanmalı veya ölümlü nice trafik kazaları yaşanmakta, nice hayatlar ve umutlar sönmektedir. Bunun içindir ki, alkollü içeceklerin üretilmesi, içilmesi, alınması ve satılması dinimizde haram kılınmıştır.” dedi.
İnsanlığı felakete sürükleyen zararlı alışkanlıklardan birinin de kumar olduğuna dikkati çeken Erbaş, şöyle devam etti.
“Kolay yoldan para elde etme aracı olarak görülen kumar, haksız bir kazançtır. Pençesine düşürdüğü kimseyi yalnızlığa, çaresizliğe, birçok bela ve musibete sürüklemektedir. İslam’a göre şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak ve oynatmak haramdır. Yüce Rabb’imiz, alkol ve kumardan uzak durmamızı şöyle emretmektedir, ‘Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?'”
Erbaş, gençler arasında yaygınlaşan başka bir tehlikenin ise uyuşturucu ve madde bağımlığı olduğunu vurgulayarak, “Anne baba sevgisinden, aile şefkatinden uzak kalan gençlerimiz, özenti, arkadaş çevresi veya merak sebebiyle çeşitli uyuşturucu türlerine müptela olmaktadır. ‘Bir defa kullanmakla bir şey olmaz!’ diyerek kandırılan gençlerimiz, uyuşturucu bataklığına çekilmektedir. Cenabıhak, bir ayet-i kerimede, ?’Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Öyleyse aile, okul, cami, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak el ele verelim. Alkollü içecekler, uyuşturucu ve benzeri insan sağlığına, akla ve iradeye zarar veren her türlü bağımlılıkla mücadele edelim. Edelim ki, gençlerimiz ve çocuklarımız, kötülerin ağına düşmesinler, kötülüğün girdabına sürüklenmesinler.” ifadesini kullandı.
İnternet ve sosyal medya gibi sanal ortamların da ölçüsüz ve sorumsuzca kullanıldığında zararlı bir alışkanlığa dönüştüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Son dönemde hızla yaygınlaşan dijital bağımlılık, kişiyi gerçek hayattan koparmakta, sevdiklerini ihmal etmesine, ömür sermayesini boşa harcamasına sebep olmaktadır. Bazı mecralarda kişi ve aile mahremiyeti hiçe sayılmakta, yalan, iftira ve asılsız haberlerle kul hakkı ihlal edilmekte, insan onuru ayaklar altına alınmaktadır. Alkol ve bağımlılık yapan bütün zararlı alışkanlıklar, modern çağın insana kurduğu ölüm tuzaklarıdır. Aklın selameti, neslin muhafazası zararlı alışkanlıklardan uzak kalmakla mümkündür. Fıtrata aykırı bu alışkanlıklar, insana ve topluma asla huzur vermez. Unutmayalım ki bizi dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan, Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmek, her türlü haram ve kötülükten sakınmaktır. Peygamber efendimizin şu uyarısını aklımızdan çıkarmamalıyız, ‘İki nimet vardır ki insanların çoğu, onları değerlendirme hususunda aldanmıştır. Bunlar; sağlık ve boş vakittir.”
Erbaş, daha sonra Gazze, Doğu Türkistan ve dünyadaki tüm mazlumlar için dua etti.
]]>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisler Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini ve bunun da yeni sezonda fındıkta verim düşüklüğüne neden olacağını söyledi. Pehlevan, fındığın soğuklanmaya (üşümeye) ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek “Bu ihtiyacı 7 santigrat derecenin altında sıfır derecede olduğu zaman mümkün olacaktır. Fındıktaki soğuklanma ihtiyacı bitki çeşidine göre 400 saatten bin 300 saate kadar değişmektedir. Yeterli soğuklanma ihtiyacını karşılayan fındığın verimi yüksek, karşılamayanın düşük olacaktır. Son zamanlarda hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi verimde düşüşler olması kaçınılmaz olacaktır. Sıcaklardan kaynaklı erken açma olabilir. Bu erken açma ilkbahar geç donları, tomurcukların kabardığı dönemde eksi 2 dereceden itibaren zarar vermektedir. Hasar oranı donun şiddeti ve süresine bağlı olarak değişiklik gösterir. Dişi ve erkek çiçeklerin açma zamanı çok önemli. Birlikte açıp birlikte birbirini tozlaşması gerekiyor” dedi.
Fındık üreticisine düşen görev
Fındık üreticisine konuyla ilgili uyarılarda bulunan Pehlevan, “Öncelikle fındık üreticisi sonbaharda fındığının bakımını iyi yaparak güçlü kışa karşı hazırlaması gerekiyordu. Gübreleme yapılacak olan toprak ve yaprak analizleri neticesine göre uygun biçimde verilmelidir. Bu sıcalıkların arkasından geceleri yaşanabilecek bir dona karşı da üreticilerimiz dikkatli olmalıdır. Don zararını tamamen koruyan ve Tarım Orman Bakanlığınca ruhsat verilen her hangi bir ürün bulunmamaktadır. Sadece bitkinin geç uyanmasını sağlayan düzenleyiciler kullanılabilir. Fakat bilinmesi gereken bu düzenleyiciler donun etkisini yok etmez. Sadece şiddetini bir miktar azaltabilir. Çiftçilerimizin don zararından zarar görmemeleri için Meteorolojiyi takip ederek don olacak akşamalarda bahçenin değişik yerlerinde bol duman veren sap, saman, fındık zurufu gibi maddeler yakmalıdırlar. Yağmurlama sistemi sistemi ile sulama yapılabilir, toprağın üzeri hasır, plastik örtü malzemeleri ile örtülebilir, havaya su buharı püskürtülerek nem oranı artırılabilir ve bahçenin uygun noktalarına vantilatör koyularak hava sirkülasyonu yapılabilir gibi uygulamalar ile don zararını en aza indirebiliriz” diye konuştu.
Önümüzdeki yıllarda rekolte olumsuz etkilenebilir
İklimden kaynaklı olumsuzlukların sürmesi durumunda ileriki yıllarda fındıkta rekoltenin düşeceğine de dikkat çeken Pehlevan, “Fındığın çok çeşitli sorunları var. Bunları çözmemiz gerekiyor. İklimden kaynaklı sorunlar bu hızla devam ederse önümüzdeki yıllarda fındık rekoltesini olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla iklimsel sorunlardan dolayı sulama ihtiyacı hasıl olacaktır. Sulama için suya ihtiyacımız olacağından ek maliyetler gerekecektir. Bu tür uygulamalar ise maliyetlerin artmasına sebep olacaktır. Fındıkla ilgili sorunları ve riskleri iyi analiz ederek planlarımızı şimdiden ona göre yapmamız lazım. Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemlerde damla sulama sistemi konusunda destek vermeye başladı. Suyun önemine binaen de Tarım ve Orman Bakanlığı su verimliği seferberliği projesini başlattı. Seferberliğin bir parçası da tarımsal suluma yöntemlerinde ekonomik su kullanımı. Suyu ne kadar az kullanırsak geleceğimize o kadar umutla bakacağımız” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Dursun Özbek, kulübün Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’taki Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda mali konularla ilgili düzenlenen olağanüstü divan kurulu toplantısında açıklamalarda bulundu.
Kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya’nın yapacağı sunuma değinen Özbek, “Bundan önceki 6 aylık (1 Ocak-31 Mayıs 2023) dönemde konsolide olarak ödediğimiz faiz miktarı 200 küsur milyon lira seviyesindeydi. O dönemde faiz oranları yüzde 11-12’lerdeydi. 1 Haziran-30 Kasım arasında faiz oranı yüzde 35-36’ya çıkmışken, ödenen faiz miktarı 540 milyon lira. Bunun hızı kesilmedi. Bugün faiz oranı yüzde 45-46 seviyesinde. Faiz, Galatasaray’ın kanayan bir yarası. Sportif ve diğer faaliyetlerde Galatasaray son derece başarılı. Eğer Galatasaray bu faiz yükünden kurtulmuş olsaydı 6 aylık konsolide bilançosunda çok değerli ve güzel bir karlılığı vardı. Seçildiğimiz ilk günden beri ifade ettiğimiz en önemli şey, Galatasaray’ın kanayan yarası olarak ifade ettiğim faiz sarmalından çıkmamız. Bunun için çalışmalarımız üst seviyede devam ediyor. Kısa bir süre içinde yapılandırmadan oluşan borcu ödemek suretiyle Galatasaray’ı faiz sarmalından çıkaracağız.” diye konuştu.
“Galatasaray’a karşı açılan 8-9 cephe var”
Dursun Özbek, kulüp olarak birden fazla cephede mücadele verdiklerini ileri sürdü.
Kritik ve önemli bir dönemden geçtiklerini aktaran Özbek, “Galatasaray’a karşı açılan 8-9 cephe var. Bu cephelerde arkadaşlarımla büyük bir mücadele veriyoruz. Her zamankinden çok daha fazla desteğinize, arkamızda durmanıza ihtiyacımız var. Bunu sizlerden rica ediyorum. Galatasaray’ın hem sportif hem de finansal olarak başarılı yürüyüşüne çelme takmak isteyen, bunu engellemek isteyen birçok mihrak var. Her fırsatta bunu kullanıyorlar. Bu dönemdeki birlik ve beraberliğimizin, sırt sırta olmamızın büyük önemi var.” ifadelerini kullandı.
Sarıkaya: “İkinci 6 ayda 333 milyon lira zarar etmiş gözüküyoruz”
Sarı-kırmızılı kulübün muhasip yönetim kurulu üyesi İsmail Sarıkaya, kulübün 1 Haziran-30 Kasım 2023 döneminde 333 milyon lira zarar ettiğini söyledi.
Mali konularla ilgili sunum gerçekleştiren Sarıkaya, “Hasılatımız ilk 6 ayda 1 milyar liradan ikinci altı ayda 3 milyar 240 milyon liraya çıktı. Satış maliyeti 1 milyar 445 milyon liradan 2,5 milyar liraya çıkmış durumda. Buna rağmen ilk 6 ayda 436 milyon lira zarar gözükürken, ikinci 6 ayda 698 milyon lira kar yaptık.” diye konuştu.
Kulüp faaliyetlerindeki gelir ve giderlere değinen Sarıkaya, “Toplamda ilk 6 ayda 799 milyon zarar gözükürken, ikinci 6 ayda bu zarar 300 milyon liraya kadar indi. Finansman giderleri 251 milyonken, ikinci 6 ayda 540 milyon liraya ulaştı. İlk 6 ayda yüzde 11 olan faiz, ikinci 6 ayda yüzde 36’lar civarına çıktı. Dönem karı ve zararı açısından ilk 6 ayda 219 milyon lirayken, ikinci 6 ayda 333 milyon lira zarar etmiş gözüküyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kulübün borcu yaklaşık 11,5 milyar lira
Galatasaray Kulübü ve bağlı ortaklıklarının 30 Kasım 2023 itibariyle borcunun 11,5 milyar liraya yaklaştığı bildirildi.
İsmail Sarıkaya ve denetleme kurulunun yaptığı sunumlarda ekrana getirilen tabloda kulübün toplam yükümlülüklerinin 11 milyar 481 milyon 647 bin 201 lira olduğu görüldü.
Bilançoda kulübün konsolide dönem zararının 333 milyon 392 bin lira olduğu yer aldı.
Başkan Özbek eleştirileri yanıtladı
Başkan Dursun Özbek, divan kurulunun sonunda üyelerden gelen eleştirilere yanıt verdi.
Camia içindeki birlikteliğe değinen Özbek, “Galatasaray’ın gerek bundan önce, gerek bu yönetim, gerekse sonraki yönetimler için olmazsa olmazı barış ve sevgi. Bu, Galatasaray’ın varlığı için çok önemli. Hiçbir Galatasaraylı bu iklimi zedelemek için ne bir söz söylemeli ne de yorum yapmalı. Ben ve arkadaşlarım sevgi ikliminin zedelenmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Tavsiyem herkesin aynı şeyi yapması.” şeklinde görüş belirtti.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ile imzaladıkları yapılandırma anlaşması kapsamında teminatlar verdiklerini dile getiren Özbek, şunları kaydetti:
“Bu işten kurtulmamız lazım. Bunun gerekli olduğuna inanmamız lazım. Nasıl yapacağımızı da defalarca söyledik. Bu kürsüden, ‘Bu faaliyetle, tabloyla bu borç ödenmez.’ deniyor. Ben hiç size, ‘Bu borcu futboldan veya basketboldan kazandığım parayla ödeyeceğim.’ dedim mi? Elbette ki Galatasaray’ın esas sportif faaliyetleri anca kendisini çevirecek nispette. Böyle 2 milyar 200 milyon liralık borcu kapatamaz. Bunu biz de biliyoruz. Bu borcu nasıl ödeyeceğimizi rakip takımların başkanları, TBB’nin yöneticileri ve çalışanları bile biliyor. Bizim toplantılarımızı, genel kurullarımızı takip ediyorlar. Gururla ifade etmek istiyorum ki borçlu olduğumuz TBB yöneticileri yaptığımız toplantılarda tebrik ediyorlar. Yaptığımız projelerin gelişimini her gün takip ettikleri için bu faaliyetlerin takdirle karşılanması gerektiğini yüzümüze söylüyorlar.”
Dursun Özbek, divan kurulu toplantılarında üyelerin yaptığı yorumlara ve konuşmalara dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Özbek, yapılan konuşmaların kamuoyunu, camiayı, muhatapları ve bankaları etkilediğini sözlerine ekledi.
]]>Antalya’da pazartesi günü etkili olan sağanak yağışla birlikte yaşanan, 1 kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketinin ardından yaralar sarılmaya başlandı. Metrekareye Kepez’de 300 kilogramın yağış düştüğü ilçede selin en fazla etkilediği mahalle ise Güneş oldu. Mahallede özellikle giriş kat daireleri ve depolar ve birçok iş yeri su altında kaldı. Antalya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, orman ve AFAD ekiplerinin çalışmasıyla mahallede su tahliyesi tamamlandı. İş yerleri temizlik çalışmasının ardından yavaş yavaş faaliyetlerine başladı. Bir halıcı deposunu su basması nedeniyle zarar gören ürünlerini çöpe atmak yerine yarı pahasına satmaya başladı. Bin TL’lik halıyı yarı fiyatına verince iş yerinde yoğunluk oluştu. Mahallede her evin bahçesinde kurumak üzere ev eşyası çıkartılırken, çok sayıda otomobilde ise temizlik çalışması yapıldığı görüldü. AFAD ve belediye ekiplerinin bölgede çalışmaları ise devam ediyor. Selin şiddeti ise bir depodaki duvarın yıkılmış haliyle görüntülendi.
“Ortadaki duvar yıkılmış”
Tuhafiye dükkanı işleten Türkan Yılmaz, “Sabah geldiğimizde manzara çok kötüydü. Depo suyla dolmuş ve taşmıştı. Buralar hep suyla kaplıydı. Babam bile 30 yıldır burada olduğunu ve böyle bir afet görmediğini söyledi. Bayağı bir zararımız oldu. Elbiselerimiz hepsi suyla gitmiş. Kullanılabilecek olanları ayırdık. 150 bin liralık zararım var” diye konuştu.
“İlk kez böyle şey gördük”
Kasap dükkanı işleten Gülsüm Beslek, “Dükkanımızı açamadık, yarıya kadar suydu. Yan dükkanın penceresinden depoya su doluyor. Ortadaki duvar yıkılıyor. Merdivenin en üst seviyesine kadar suydu. Bizim mangal, kömür, baharat, eldivenlerimizin hepsi gitti, ziyan oldu. 14 yıldır burayı işletiyorum, ilk defa böyle bir şey gördük. Benim zayiatım 60 bin lira civarı. Ne yapalım yeniden yaptık. AFAD yardımcı oldu” dedi.
“Depo halılarım gitti”
Pazartesi gece başlayıp sabaha kadar yağışın aralıksız sürdüğünü anlatan Mehmet Nur Yavuz, “Daha sonra buralar sel oldu. Dükkanımızın üst katı bir metre, alt katta ise 3 metreye kadar su içinde kaldı. AFAD yardım yaptı Allah razı olsun. Onlar olmasa burayı temizleyemezdik. Bizim depoda 3 milyona yakın zararımız var. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Destek istiyoruz. Zor durumdayız. Bölgede zarar gören esnafımıza destek bekliyoruz. Bu halılar şu an çöpe atsam ya da birine versem 50-100 bin para tutmaz. Hiçbir şey kurtaramadık. Hala yerde sular var. Bu malları çıkaramıyoruz ıslak, yarı ıslak ürünleri, bin TL’lik ürünü yarı yarıya satıyoruz. Bu bir afet ama bizi yalnız bırakmasınlar, ayakta duralım” ifadelerine yer verdi.
“Su balkondan, her yerden girdi”
Giriş kattaki dairesi su altında kalan ve yaralarını sarmaya çalışan Sevil Köker, “Daha önce böyle bir şey yaşamadık. Sel geldiği zaman daha uyumamıştık. Kapıyı açtım merdiven boşluğundan su geliyordu. Suyu eşim engellemeye çalıştı ama başaramadı. Hem dış hem balkon kapısından su gelmeye başladı. Üst kata sığındık çocuklarla. Tüm eşyalarımız bitti. Destek bekliyoruz, perişan haldeyiz” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>