ODTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, 20 yıl kurumsal hayatta çalışan Alan, 2017 yılında zeytinyağı üretimine başladı. Alan, kolunda kötü huylu olduğundan şüphelenilen bir tümörün tespit edilmesinin ardından sağlıklı bir yaşam için harekete geçti ve zeytinyağı ile bu süreçte tanıştı.
Ayvalık’ta zeytin bahçesi alarak işe başlayan Alan, Amerika’ya hem tadım hem de zeytinyağı üretimi üzerine eğitim almaya gitti. Bu alanda çalışan danışmaları Türkiye’ye getiren Alan, üretim sürecinde onların desteğinden de yararlandı.
Nova Vera markasının kurucusu Bahar Alan, AA muhabirine, şu an 1600 dönümlük arazide bulunan toplam 55 bin zeytin ağacından elde edilen ürünler ile üretim yaptıklarını anlattı.
Üretime başladıkları günden bu yana birçok ödül aldıklarını dile getiren Alan, “Her yıl Türkiye’nin en çok ödül alan firması durumdayız. 5 yılda 350’den fazla altın madalya aldık. EVOO Dünya Sıralaması’nda son iki yıldır üst üste dünyanın en iyi 4’üncü zeytinyağı üreticisi konumundayız. Bu seneki hedefimiz, bunu birinciliğe taşımak. Bunun yanı sıra dünyanın en iyi jürilerinin tadım yaptığı yarışmalarda da çeşitli dönemlerde alınan ‘ülkenin en iyisi’, ‘sınıfının en iyisi’ ve ‘dünyanın en iyisi’ gibi ekstra ödüller aldık.” dedi.
İçilebilir kalitede zeytinyağı üretmeye çalıştıklarının da altını çizen Alan, özellikle çocuk zeytinyağı üretiminde Türkiye’nin sayılı firmalarından olduklarını söyledi. Alan “Çocukların beyin ve kemik gelişimleri için zeytinyağı önemli bir unsur. Bu nedenle çocuk zeytinyağını da çıkarttık.” ifadesini kullandı.
Hedef, Türkiye’nin en büyük koleksiyon bahçesini oluşturmak
Türk zeytinyağlarının kalitesinin, yurt dışında çok tanınmadığına işaret eden Alan, “Yurt dışında ‘ucuz zeytinyağı’ olarak biliniyor. Biz yaptığımız üretimle aslında Türkiye’den de çok iyi yağlar çıkabileceğini, farklı çeşitlerin güzel işlenebileceğini dünyaya gösteriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Alan, ülkede birçok farklı zeytin çeşidinin olduğunu, bu bakımdan Türkiye’nin en büyük koleksiyon bahçesini oluşturma hedefinde olduğunu söyledi.
Bahçesine birçok zeytin çeşidini diktiklerini ifade eden Alan, “Tüm yerel zeytin çeşitlerinin bir arada olmasını, bu zeytin çeşitlerinin tek bir bahçe içerisinde hasadını yapmayı istiyoruz. Türkiye’nin yerel zeytin çeşitlerini en iyi işleyen firma olmak gibi bir niyetimiz var.” dedi.
“Küresel ısınma zeytinyağı fiyatını artırıyor”
Alan, son yıllarda zeytinyağında yaşanan fiyat artışlarında küresel ısınmanın büyük bir rolü olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu sene piyasada işlenmek üzere alınan zeytin maalesef dolar bazında arttı. Bunun sebebi küresel ısınma nedeniyle meydana gelen zamansız yağışlar ve kurak bir yaz geçirilmesi. Bunun sonucunda hasat miktarı düştü. Küresel ısınma devam ettikçe tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi zeytin ve zeytinyağında da fiyat artışları ile karşılaşma durumu söz konusu olabilir. Bu nedenle bizlerin, üzerimize düşeni yapmamız lazım. Su kaynaklarını ve doğayı olabildiğince korumak gerekiyor.”
]]>Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, son günlerde e-ticaret üzerinde hakiki zeytinyağı iddiasıyla satılan ve fiyatı piyasanın çok altında olan zeytinyağlarının, tağşiş zeytinyağı olduğu ve anlamanın en kolay yolunun fiyatı olduğuna dikkat çekerek, tüketicileri dikkatli olmaya davet etti. Tağşiş zeytinyağının ilk bakışta hakiki zeytinyağından ayırt edilemediğini ancak laboratuvar analizi ile tespit edilebileceğini ifade eden Çondur, zeytinyağının başka yağlar ile karıştırılmasının da Türk Gıda Kodeksi’ne göre yasak olduğunu belirtti. Bu çerçevede borsa bünyesinde hizmet veren Aydın Ticaret Borsası Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı’nda gıda analizleri aralıksız devam ediyor. “Zeytinyağı dedektifleri” olarak bilinen laboratuvardaki gıda mühendisleri ise her gün onlarca analiz gerçekleştiriyor. Üretici ve tüccarların vatandaşlara sundukları hakiki zeytinyağları ise laboratuvarda analiz edilerek tescilleniyor. Bu çerçevede çalışmalarına hız kesmeyen Aydın Ticaret Borsası Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı, 2023 yılı içerisinde 4 bin 180 zeytinyağı analizi gerçekleştirdi.
“Muhakkak bir hile varsa açığa çıkarıyoruz”
Laboratuvar analizlerinde zeytinyağının karışım olup olmadığını kesin bir şekilde ortaya çıkarabildiklerini ifade eden Aydın Ticaret Borsası Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı Gıda Mühendisi Mustafa Sönmez ise, “Bizler Aydın Ticaret Borsası Özel Gıda Kontrol Laboratuvarı olarak zeytinyağının burada bütün hikayesini açıklayabiliyoruz. Zeytinyağının başına gelen işlemlerden asitliğine kadar, analizleri olmak üzere kalite kriterlerinin yanı sıra tağşişe yönelik analizleri de gerçekleştirebiliyoruz. Özellikle sterol analizimizde bu kaçmıyor. Muhakkak bir hile varsa onu bulup açığa çıkartabiliyoruz” dedi.
“Ucuz yağ gerçek zeytinyağı değildir”
Fiziksel olarak ayırt edilemeyen hileli yağların en kolay fiyatıyla ayırt edilebileceğini vurgulayan Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur ise, “Kontrolü yapılamayan e-ticaret sitelerinde şu anda bu fiyatların çok altında fiyatlarla ambalajlı zeytinyağı satışı yapılmakta. Taş baskı, soğuk sıkım, erken hasat isimleri altında ama kilosu 250 liranın altında alınan her yağdan tüketicilerimizin şüphe duyması gerekiyor. Çünkü bunların toptan fiyatı, ton bazındaki, tanker bazındaki fiyatları 250 TL. Perakendede 300 TL ve üzerinde satılan bu yağlar kesinlikle, stok fazlası adı altında veya geçmiş yıl mahsulü adı altında 80-100 liralara pazarlanamaz. Bu yağlar karışıktır. Bunlar tağşişli yağlardır. Bu yüzden tüketicilerimize çok büyük görevler düşüyor. Ucuza yağ aldıklarını zannederek hileli taklit yağ alıyorlar. Böyle fiziksel olarak bunları ayırt etmek mümkün değil. Bu laboratuvar ortamında analizle ayırt edilebilen bir durum. En kolay ayırt edilecek şey aslında fiyatı. En kolay fiyatla ayırt edebilirsiniz. Marka ve fiyatla. Bu çok basit. Ucuz yağ gerçek zeytinyağı değildir” dedi. – AYDIN
]]>Türkiye, üretim ve ihracat ile dünya zeytincilik sektöründe üst sıralarda yer alıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Efes Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Tolga Akcan da, Türkiye’nin yerel ve karakteristik özelliklere sahip zeytinyağı ile küresel rekabette avantaj sağlayabileceğine dikkat çekti. Akcan, İzmir’in Selçuk ilçesindeki zeytinyağının gerek saflık, gerekse kalite değerleri açısından coğrafi işaret almaya aday olabileceğini söyledi.
“Selçuk zeytinyağının potansiyeli var”
Bilimsel projeleri kapsamında yaklaşık bir yıldır ilçenin farklı noktalarından elde ettikleri zeytinyağı örneklerini titizlikle incelediklerini açıklayan Akcan, yaptıkları analizler neticesinde bölgede dikkate değer bir potansiyel bulunduğunu kaydetti. Bilimsel tespitler doğrultusunda yapılacak çalışmaların Selçuk için coğrafi işaret alma yolunu açabileceğini aktaran Akcan, Türkiye açısından ise markalaşma yolunda sektöre güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturacağını ifade etti.
Sektörün ihracat gücü açısından ortada ciddi bir fırsatın bulunduğunun da altını çizen Akcan, “Elbette bunu görmek ve değerlendirmek, öncelikle sektör temsilcilerinin girişimleriyle mümkün olacaktır. Eğer dünya liginde oynuyorsak; dökme zeytinyağı anlayışından kurtulmamız, markalaşmamız, kaliteli ve paketlenmiş zeytinyağına odaklanmamız gerekiyor. Selçuk’un da bu noktada iyi bir başlangıç yapabileceğini düşünüyoruz” dedi.
Selçuk’taki bilimsel çalışmalarla kalite ve saflık profili hazırlandı
Selçuk zeytinyağının kalite ve saflık profilini hazırladıklarının altını çizen Akcan, “Program Başkanımız Öğretim Görevlisi Dr. Şelale Öncü Glaue ile birlikte ilçenin beş farklı noktasından elde ettiğimiz çalışmalarla, coğrafi farklılıkları da göz önüne alarak değerlendirdik. Burada önemli olan bir noktada da gelecekte referans alınabilecek veri setlerini oluşturmaktı. Bunu da çalışmamız ile gerçekleştirmiş olduk” diye konuştu.
“İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet etmek bilimle mümkün”
Araştırma sonuçlarını ilçedeki sektör temsilcilerinin dikkatine sunduklarını hatırlatan Akcan, “Bilim dünyamıza ve literatüre kazandırdığımız yayının sonuçlarını, Selçuk Ticaret Odası ve sektör temsilcileri ile paylaştık. Son derece verimli geçen görüşmelerimizde, ilçenin mevcut potansiyeline dikkat çektik. Aldığımız geri dönüşler ise son derece olumlu ve umut vericiydi. Yayınla ilgili önemli olan diğer bir çıktı da, katma değeri son derece yüksek olan zeytinyağının ilçe ekonomisi açısından gelecek vadettiğini göstermekti. Bunu da ortaya koyduk. Tüketici tercihleri açısından son derece önemli olan coğrafi işaretin alınmasını ise ilçenin kazanımı olarak gördük. İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet edebilmek kolay değil. Bunu noktada markalaşmayı bilmemiz gerekiyor. Bunun da bilim ile mümkün olabileceğini öngörüyoruz; çünkü referans alacağımız noktaların sağlam ve güçlü olması gerekiyor. Selçuk zeytinyağının bu noktada örnek olacağına ve mevzuata uygun şekilde coğrafi işareti alacağına inanıyoruz” şeklinde aktardı.
Akcan, zeytinyağında İzmir’in kuzey ve güney bölgesi ile Ödemiş’in sahip olduğu coğrafi işarete bir yenisini eklemenin tanınırlık anlamında yararlı olacağını da belirtti. – İZMİR
]]>